Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
anatomi
Anlamı:

1. isim , isim , tıp , tıp , isim , isim , tıp , tıp , İnsan, hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim, teşrih

2. anatomi , anatomi , anatomi , anatomi , Beden yapısı, gövde yapısı

3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Bir şeyin oluşumunda göze çarpan özel yapı

Örnek:

1. Onun şekillerine ve anatomisine ram olmayı kendime bir zillet addederim.

1. Onun şekillerine ve anatomisine ram olmayı kendime bir zillet addederim.


Lisan : Fransızca anatomie

anatomici
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Anatomi uzmanı

2. Anatomi dersi veren öğretim üyesi


anatomik
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , tıp , tıp , sıfat , sıfat , tıp , tıp , Anatomi ile ilgili


Lisan : Fransızca anatomique

anatomist
Anlamı:

1. isim , isim , tıp , tıp , isim , isim , tıp , tıp , Anatomiyle uğraşan bilim adamı


Lisan : Fransızca anatomiste

anavaşya
Anlamı:

1. isim , isim , denizcilik , denizcilik , isim , isim , denizcilik , denizcilik , Göçücü balıkların Akdeniz'den Karadeniz'e çıkması, katavaşya karşıtı


Lisan : Rumca

anayasa
Anlamı:

1. isim , isim , hukuk , hukuk , isim , isim , hukuk , hukuk , Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Temel, esas

Örnek:

1. Prensesin bu memlekete getirip yaydığı Zekeriya sofrasının anayasası budur.

1. Prensesin bu memlekete getirip yaydığı Zekeriya sofrasının anayasası budur.


Telaffuz : ana'yasa

anayasacı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Anayasayı savunan, anayasadan yana olan (kimse)

2. isim , isim , isim , isim , Anayasa dersi veren öğretim üyesi


anayasacılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Anayasacı olma durumu

2. Anayasacının yaptığı iş


anayasal
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Anayasa ile ilgili


anayasallaşma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Anayasallaşmak durumu


anayasallaşmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Yürürlükte olan anayasaya uygun duruma gelmek


anayasallaştırma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Anayasallaştırmak işi


anayasallaştırmak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Yürürlükte olan anayasaya uygun duruma getirmek


anayasallık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Anayasal olma durumu


anbean
Anlamı:

1. zarf , zarf , eskimiş , eskimiş , zarf , zarf , eskimiş , eskimiş , Her an

Örnek:

1. Anbean bekleniyor.

1. Anbean bekleniyor.

2. Ara sıra

3. Giderek

4. Dakika dakika


Lisan : Arapça ān + Farsça be + Arapça ān

Telaffuz : a'nbean

anca
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , O kadar

Örnek:

1. Bir sopa öğrenmişler anca ömürlerinde, hemen insanın karşısına onu dikerler.

1. Bir sopa öğrenmişler anca ömürlerinde, hemen insanın karşısına onu dikerler.

2. Böylece, bu biçimde

3. Ancak

Örnek:

1. Saat dörde geliyor. Anca dalmışım demek ki.

1. Saat dörde geliyor. Anca dalmışım demek ki.


Telaffuz : a'nca

anca beraber, kanca beraber
Anlamı:

1. `iki veya daha çok kişi yaptıkları iş kötü de gitse birbirlerinden ayrılmamalıdırlar` anlamında kullanılan bir söz

Örnek:

1. Gitmem Hasan, gitmem... Artık anca beraber, kanca beraber.

1. Gitmem Hasan, gitmem... Artık anca beraber, kanca beraber.


ancak
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , `Yalnızca` anlamında, sınırlama bildiren bir söz, bir

Örnek:

1. Hasan, bu sefer kendisine ancak seyyar tuluatçıların arasında bir yer bulabildi.

1. Hasan, bu sefer kendisine ancak seyyar tuluatçıların arasında bir yer bulabildi.

2. `Olsa olsa, en çok, daha çok, güçlükle` anlamlarında, bir şeyin daha çoğunun, ilerisinin olmadığını gösteren bir söz, dar, gücün

Örnek:

1. Bir yıl sonra ancak Çamlıbel'de buluşabilmişlerdi.

1. Bir yıl sonra ancak Çamlıbel'de buluşabilmişlerdi.

3. En erken

Örnek:

1. Sinema ancak saat yarımda bitmişti.

1. Sinema ancak saat yarımda bitmişti.

4. bağlaç , bağlaç , bağlaç , bağlaç , `Lakin, ama, fakat, yalnız` sözleri gibi bir düşünceye karşıt ikinci bir düşünceyi anlatan bir söz

Örnek:

1. Bu büyüklük değil ancak mertçe bir davranıştır.

1. Bu büyüklük değil ancak mertçe bir davranıştır.


Telaffuz : a'ncak

anchorman
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , 343 ana haber sunucusu


Lisan : İngilizce anchorman

ançüez
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Hamsi ezmesi

Örnek:

1. Havyar salatasından içi ançüez dolu zeytine, tarator ve cacığa kadar neler hem de nelerin âlâsı bulunmazdı?

1. Havyar salatasından içi ançüez dolu zeytine, tarator ve cacığa kadar neler hem de nelerin âlâsı bulunmazdı?


Lisan : Fransızca anchois

andaç
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Ajanda

2. Yadigâr

Örnek:

1. Alabalıkları dağ köylüleri ırmaktan tutar getirirlerdi. Yanında andaç diye bir kâse dolusu dağ çileği yahut badem sunarlardı.

1. Alabalıkları dağ köylüleri ırmaktan tutar getirirlerdi. Yanında andaç diye bir kâse dolusu dağ çileği yahut badem sunarlardı.


andante
Anlamı:

1. zarf , zarf , müzik , müzik , zarf , zarf , müzik , müzik , Adacyo ile andantino arası, yarı yavaş bir biçimde (çalınmak)


Lisan : İtalyanca andante

Telaffuz : anda'nte

andantino
Anlamı:

1. zarf , zarf , müzik , müzik , zarf , zarf , müzik , müzik , Andanteden daha canlı, daha hızlı bir biçimde (çalınmak)


Lisan : İtalyanca andantino

Telaffuz : andanti'no

andaval
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , argo , argo , sıfat , sıfat , argo , argo , Andavallı


andavallı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Ahmak, aptal, beceriksiz, şaşkın, bön, görgüsüz (kimse), andaval

Örnek:

1. Ulan andavallı, dolap beygiri misin?

1. Ulan andavallı, dolap beygiri misin?